DAVETTEKİ ESASLAR NELERDİR TEBLİĞ EDERKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

SORU: Selamun Aleykum hocam. Hepimizin çevresinde tebliğ ettiği kişiler olduğu gibi benimde var. Ama yine herkesin çektiği genel sıkıntıları çekiyorum. (Akp, oy vermek, demokrasi vs.) Bana tavsiyeniz nedir?

Soran: Yasin Bedirhan DEMİR - 19.12.2013

CEVAP: ve aleykumus selam ve rahmetullah kardeşim. Allah, davaya yaptığınız hizmetleri kabul etsin, niyetlerinizi kendine has kılsın. Davetteki en önemli unsur, diğer ibadetlerde olduğu gibi ihlas ve samimiyettir. Sonrasında 3T'den bahsedebiliriz: Tanışma, Tanıma, Tebliğ. Mümkün olduğu kadar çok kişiyle tanışmaya çalışılmalıdır. Sonra tanıştığımız kişilerin iyi tanınması güzel doneler verir insana. Muhatabın memleketi, inancı, ilgi alanları, sosyal konumu, eğitimi vs. bilgileri aldıktan sonra kişiye uygun tebliğ yapılmalıdır. Tebliğde yumuşaklılık esastır. Karşımızdakine tebliğ ediyorsak, ona merhamet ediyoruz demektir. Çünkü onun cehenneme gitmesinden korkuyoruzdur. Kişi merhametle yaklaştığı kişiye sert davranmamalı ve kabul edemeyeceği üslupla kendisiyle konuşmamalıdır.

Üslup kadar anlatılan konular da önemlidir. Peygamberlerin metodunda muhatapla polemiğe girmek yoktur. En kestirme yoldan en ikna edici delillerle konuşmayı esas aldıklarını görüyoruz. Muhatabımız kendisinin müslüman olmadığını söylüyorsa, hangi dinden olduğuna göre tebliğimiz değişkenlik gösterecektir.

Ateist ise öncelikle Allah'ın varlığını ispatlamaya çalışırız, sonrasında birliğini. Sonra Kur'ân'a inandı mı zaten gerisi kolay. Fakat bir ateist size örneğin tarihte İbrahim diye birinin olmadığını söylerse ve siz de Hz. İbrahim'in varlığını ispatlamaya yönelirseniz, sonun başlangıcına ayak basmışsınızdır. Allah'ı inkar eden birine Hz. İbrahim'in varlığını ispatlamak abestir, komiktir.

Eğer muhatabımız Yahudi veya Hıristiyansa ona Allah'ın varlığını değil birliğini ispatlamak gerekecektir. Çünkü Allah ismide bir varlığı kabul ettiklerini iddia ediyorlar. Allah'ın bir çocuk edinmesinin aklen mümkün olmadığı ispatlandıktan sonra Kur'ân'a iman etmesi sağlanabilirse ne güzel. Değilse tebliğ orada bitiverir.

Eğer muhatabımız müslüman olduğunu iddia ediyor ve fakat islam akidesine aykırı birtakım inanç esaslarını kabulleniyorsa, bu kişideki bozuk inanca yönelik tedavi yapılmalıdır. Mesela Allah bizi yaratmıştır ama siyasi otoriteyi kullara vermiştir diyorsa anlatılması gereken konular farklıdır; bu devirde faiz haram olur muymuş, derse anlatacağımız konular farklıdır. Bu sebeple öncelikle 3T'nin ikincisi üzerinde hassas durmalıyız.

Tebliğ konusunda kitaplar ve tavsiyelerden daha etkili olan şey tecrübedir. Tebliğe muhatap olan kişiler çok farklı özelliklerde olduğundan dolayı yaklaşım ve anlatılması gereken konular da farklı farklı olacaktır. Bu sebeple kişi tebliğinde hatalar yapa yapa, belki de malesef çamlar devirerek iyi bir tebliğci olacaktır. Moralinizi bozmayın, Allah'tan yardım isteyin, yardım edecektir.

Unutulmaması gereken esaslı meselelerden biri de karşımızdakini bizim müslüman yapamayacağımızdır. Biz hikmetle, yumuşaklıkla, ikna edici bir tebliğ yapmakla mükellefiz. Karşımızdakinin islamı tercih etmesi veya bozuk akidesini düzeltmesi Allah'ın tebliğ alana ve tebliğ edene ikramıdır. O dilediğine dilediği kadar ikramda bulunur. Konuyla ilgili uzun uzadıya konuşmak mümkündür fakat burada bu kadarı yeterli görüyoruz. Allahu A`lem

Hoca: Yasin KARATAŞ    Hocanın Facebook Sayfası   Hocanın Twitter Sayfası